Bağımlılık – Şiir* Bildirgesi

“ Şiir hiç de edebiyat değildir, bir yaşama ve ölme yöntemidir. Çok ciddi bir iştir, hiç şaka...
Bu haber 2015-02-22 18:44:53 eklenmiş ve 1207 kez görüntülenmiştir.

Bağımlılık  –  Şiir*  Bildirgesi

 

                                                            FUAT ÇİFTÇİ

 

Şiir hiç de edebiyat değildir, bir yaşama ve ölme yöntemidir. Çok ciddi bir iştir, hiç şaka yapmaya gelmez. Şiir öldürebilir de, Lermontov’u, Tsvetayeva’yı, daha birçok başkalarını öldürdüğü gibi .

              Arseni Tarkovski

 

 

1. Şiiri düz yazıyla aldatmanın suçluluğunu duymayan şiir yazarlarının çokluğu şaşırtıcıdır. Sözcüklerin uçurumunda melezleşen satırlarla eskimiş görüntüler yaymanın şiiri bıçaklamaktan öteye gidemeyeceği açıktır. Çünkü şiir sözcükleri savunur ve düşmanını da içinde taşır. Sözcüklerin yanma noktasında, bir göçebenin ya da iz sürücünün belleğine akıtılamamış kızgın eriyikler şiir değildir. Öyküyle melez durumuna düşürülünce şiir, dokunduğu her şeyi tahrip eder; derin tiksintiyle bakar yaşama. (Öykü hayaletinden şiirin işkence gördüğünü görme zamanı gelmiştir… ) Anlatıcı dili kullanır ama şair, dili işler. Düz yazı bilgiyi dayatır. Şiir üzerine üretilen bilgi şiirin parçasıdır ama şiirin bilgiyle zorunlu ilişkisi olmamıştır. Narration şiirin biricik düşmanıdır. Anlatı, şeylerin belirlenmemiş başlangıcının yerini işaret etmekten öteye gidemez…

 

2. Şiir, doğru yaşamın izinde sahicidir ve biriciktir. Estetik nesnenin deneyimine akıtılan söz olayıdır. Mizah yoluyla üretilemez. Şiir ve mizah yoluyla us gülebilir ama her ikisinin iç içe olması imkânsızdır. Mizah ve şiir birbirlerini tetikleyemez; bir arada olmaları görüntü kirliliğinden öteye gidemez.

 

3. Şair yoktur; var olan şiirdir. Şair sadece ayrıntıdır. Şiir, kendisiyle başlar ve biter; şairinden binlerce adım önde gider. Aklın yoğurduğu gerçeğin dışında, insanı insana yaklaştıran, şairin tüm eksiklerini güzelliklere eviren şiir, yaratıcısından üstündür ve bu tartışmaya açık değildir. Şiir, megalomanlarını içinde taşımaz.

 

4. Kendini yineleyen, doğurtan milyonlarca renkle ve sesle yıkanan sözcüklerin karşısında; şiirden şiir üretmeye çalışanların, usta şairlerin paçalarına yapıştığı ortadadır. Henüz çağını dahi gözden geçirememiş kötü ve anlayışsız bu şairlerin, kendinden çapça daha büyük olanlardan yürüttükleriyle etrafa şiirseller yaydıkları, ya da onların çalışmalarını tekrarlayarak aktardıkları apaçıktır. Buna aynının yayılması da denebilir. Büyük şiirler, yazarını uçurumun ağzında beklerken, bu kötü şairler, sonsuz zaman diliminde başkalarının arzuhalciliğini yap-maktadırlar; sözcükleri savunamayacak güdüklüktedirler. Damarını bulamayan şiirin kan alışverişi olmaz… Bir diğerinin şiirine sızmak, etkileşimlerle yeni öz yaratmaya kalkışmak, bilinci altüst eden uygulayımbilimin (teknoloji)  güzelduyusallığı (estetik) yıkmasıyla eşdeğerdir… Modeli özümsemek yerine modele öykünmek şiir için tehlikelidir. Hastalıklı büyüme ve doygunluk; yığılma ve bolluk tehlikeli bütüne yol açar. Üst üste bindirilmiş beden yinelemeleri, taşkınlık ve durağanlık hastalığı denebilir, diğerine sızmak eylemine…

 

5. Şiiri beklemeyi öğrenmek, insanı ve insanî olanı anlamak demektir. Şiir bize yaşam bilgisini dayatır; içinde doğduğumuz dilin kanalını genişletmemizi sağlar, alışılmadık hayat önerir ve asla mülk edinilemez. ( Dünyanın hiçbir yerinde gerçek yaşam modeli yoktur. Şiir, bilinmeze göğüs gererek yaşamı kaotik olmaktan kurtarır.) Anlatılanın yanında anlatılmayanın da okurun bilincine akıtılması şiiri beklemeyi bilmekten geçer. Şiiri beklemenin belgeselini kurgulayın, hızlı üretiminizin önüne geçemiyorsanız…

 

6. Her imge, akademiktir. İmgenin yaşamı vardır, dilsel uzamda, anlam sayfasındaki haritadır. Gerçek şiir, özgül ve özgün kişiliği ancak imgelerle sağlar. Dilsel bilince açılmamış kapıda imge, anlağı dolaşıklaştırır. Gerçekte imge, varolmayana ait, varolandan olası olandır. Şair imgesel dünyada değil, imgesiyle dünyadadır. İmge, aynının yayılması olamaz. Şiir, imgeler aracılığıyla dünyayı bize gösterir; sözcüğün bedeninde, bedensel ve zihinsel olanı kışkırtarak, kendisine kaynak olan yaşamı yoğurur… İmge, canlı bir güçtür. “ İmgelemsiz eylem yoktur.” Yorumunu getirir Paul Ricoeur, bir de. Bu, doğrudur.

 

7. Gündelik dilin kimliği şairi sarsar. Gündelik dilde sözcükler imgesel özelliklerini kaybeder. Kendi sesiyle kendinin alelâde dilini formüle etmek şiir açısından tehlikelidir. Dil, işlevsel bütünlük taşıyan varlıktır. Yazarların görevi sadece yazmak değil, aynı zamanda dildir. Gündelik dil şiir kanallarını tıkar; imgeyle görüş mesafesini daraltır. Yerel iz sürüşler, yerel rüzgârlara bile meydan okuyamaz. Üst us ve imgelem,  üst dili oluşturur. Bu, şiirin atardamarıdır… Zaten şiir, önceden bilinmeksizin, doğru anlam ilişkileri yaratan imge ağlarıyla, kendi başına bir dil değil midir?

 

8. Şiir ve insan tasarımı olmayan ilk ve son nesnel varlıklardır. İnsanın ve şiirin kimliğini doğumlarından önce belirlemek imkânsızdır. Şiir ve insan masa başında üretilemezler. Onlar teknolojik varlıklar değildirler. Kimliğe değin veri daha sonra alınır… Ekinsel iklimi oluşturabilmek için evrensel imgeleme inmek gereklidir. Yapay ve kurgulanmış doğada insan da şiir de asla kimlik oluşturamaz.

 

9. Piyasa ilişkilerinden ve değerlerinden tiksinen, konformizme karşı olan şiir için mücadele eden şiir dergileri azınlıktadır. Etik, estetik, ideolojik, eleştirel kaygı ve değerlerin ihlâl edilerek, şiir dergilerince birbirini kollayan şairlere kucak açılması, loncanın poetikası mı güdülüyor sorusunu akla getirmektedir. Her evet şiire ihanettir; cemaat kaygısı da…

 

10. İnsanın şiirde anlam arayışı, içgüdüsel itkilerin ikincil bir ussallaştırılması değil, yaşamındaki temel güdüdür ama şiirin hemen anlaşılmaya gereksinimi yoktur. Anlam düzyazıya özgüdür. Anlam keyfi bir metafiziktir ve yinelemelerle doludur der Harold Bloom. Şiir, anlamsızlıkla bizi anlamın egemenliğinden kurtarır; anlaşılmayanın karşısında yaşanan büyülenmedir. Çünkü şiir, sözcüklerin verili anlamlarını da aşar. Şiiri anlamlandırmak, onun defterini dürmektir. Şiir, açıklanamayanın geri dönüşüdür. Bir şeyin ne olduğunun ya da ne olabileceğinin ortaya çıkarılmasından şiir sorumlu değildir. Şiir gerekirci çizgiyi reddeder; şiirin kurgusal temsil görevi olamaz. Bu demek değildir ki şiir anlamsızdır. Anlam, şiirde sonraları anlaşılmak üzere saklanmış gömüdür. ( İlhan Berk ) Şiir anlam taşır taşımasına ama ciddî olarak algılanmadığında kaybolur ya da işe yaramaz. Şiir artan bilgileri sindirmek yerine, verili zaman diliminde, daha az bilgiyi sindirmeye zorlar. Kolaycı okurun, ilkel, kaba ve tembel merakına şiir yanıt vermez. “Her şiir gizemini kendi içinde saklar ve bu gizem onu yakalamak, sahiplenmek isteyen her çeşit betimlemeye ve açıklamaya karşı koyar. Gizemi elde etmenin yolu yoktur.” der Marie - Clothilde Roose. Aşkın olandır şiir… Şair için yazmak, dilin yalnızca anlamdan oluştuğuna inanmamaktır. Şiir, arı anlamsızlık da denebilir. Şiir, bilgi şekli olarak anlamlandırılmayı açıkça tersinir. Anlam zaten gelir öznenin ayakları dibinde ölür ve bir işe yaramaz sonraları… Şiirin toplumdaki yeri, insanların anlamını çoktan yitirdiği zafer değil midir? Anlamsızlıkla mükemmelliğin karışımına giden anahtardır şiir; dengeyle getirilebilecek her şeyi bitirir. Mikel Dufrenne: “Anlaşılan bir varoluşun, hissedilen varoluştan farkı yoktur.”  

 

11. Türkiye’de deneysel şiir (somut şiir) diye bir akım olmadığı halde Apollinaire ( kaligramlar ) , Mallarmé ( “Un coup de des” adlı eseri ) Joyce ( Finnegans Wake ) , Ezra Pound (kantolar “The Cantos”, ideogramlar) , e.e. cummings ve Dadacıların taklidi avant-garde şiir yazan üç – beş kişi de teknolojiye yenik düşmüştür. Bu tip çiziktirmeler pek gönül indirilecek alan olmadığı için hevesten öteye geçemeyecek etkinliktir. Şekillerle, anagramlarla, montajlarla, dil sürçmeleriyle şiir oluşturulanları, bu tip biçimsel ifade olanaklarını tersinir ya da hiç kılar yine şiir. Şairin nesnesi gösterge değil sözcüktür. (Gorgias) Nesnenin ve kelimenin gerilimiyle, birimi dize olan yapıyı bozmak şiirsel hareket olamaz. Bu tip çiziktirmelerin, boşalmaya çalışan bir yüksek enerji yapısı olma ihtimali bile hiçtir. Verbivocovisual (sözselsesselgörsel) bütünlük, sözdizimsel yapıyı reddederse, bu şiiri kadavralaştırır. Biçim içeriğin uzantısı asla olamaz. Şiirde söz, yaşamın kolaylığı ve güvencesidir. Sözcüklerin maddeselliği ile yüzey düzenlemesi diye adlandırılabilecek bu metinler şiir olmaktan çok uzaktır. Çünkü şiir, yukarıda da belirtildiği üzere, estetik nesnenin deneyimine akıtılan söz olayıdır… Değişimin bütün estetik şekiller içinde parlaklığı değildir deneyselcilik… Bilincin bozulması da kötü olanla aynı şey değil midir? Deneysel denilen şeyler birikimi perspektif çoğullaştırmadan öteye gidemeyecek fotoğrafsal bir raptediciliktir.

 

12. Türkçe şiir çöplüğü olarak tanımlanabilecek yüzlerce şiir sitesinde, niteliksiz birikimlerle yığma ürünler kar-aşa oluşturmaktadır. “İnternet kolay şiiri doğurdu ve önüne geleni sergiledi.” denebilir. Sanal ortamlarda bulanık edebiyat yapılması, şiir seçme güçlüğünü de yaşatmaktadır. Şiirlerin internet hızına kurban verilmemesi gerekmektedir. Şiir, her türlü olumsuzluğu ve karanlığı bünyesinde barındırmaz. Şiir, çabuk tüketilir tabloid kalıba sokulmamalıdır. Şiir tüketilmek istenen bir nesne olmayı reddeder. Şiir, sonsuz saygı ister. Şiiri, tüm pazarlardan uzak tutmanın zamanıdır!

 

13. Şiir, şiir pazarı çöktükçe gelişme gösterir.

 

14. Şiir: Karşıtlıkların bütünlüklü olarak hem çözülüşü, hem yansıması; var olmayı kışkırtan göstergeler dizgesi, çelişkin birlik. Yaşam da böyledir. Yaşamla ölümün değiş tokuşu gibi eşdeğerli göstergeler yolu değildir şiir. Yaşam, çözülmemiş, düzensiz uç bırakır. İşte şiir rastlantısallığıyla bu ucun önündedir. Kendi içinde bir şimdidir; yazıldığı andan başlayarak şimdi olmaktan çıkan şimdi

 

15. Şiir, öznenin dünyayla kurduğu mantıksal ilişkiyi yırtarak gelişir. Düzensizlik, eşyanın ve dünyanın yapısına ters değildir. Şiir her şeyi söylemeye izin veren kurumdan da öte, istediği her şeyi isteyerek baskıcı hoşgörüyü dayatır. Değişimlerin yaratılmasında bu öncü ısrarcılığı, onu yasakların engelini aşmada devrimci kılar. Yaşamın deneyim kaydıdır şiir…

 

16. Şiir, hiçlikten her şeye geçiştir.

 

17. Modern bilimin öncelediği manyetik dizgeyle örülmüş ağ içimize sızsa da, şiir merkezi güçlerini yine içinde taşır.  Bir formülün tutsakları olarak insanlar, modern yaşamın giriftliği karşısında, gerçek doğasını şiirde bulur. Çünkü insan, ruhsal makine değildir. Şiir, insanın evrensel gerçekliğidir. Teknolojik atılımlar, insanın, tek kutuplu şematik bağlarla hareket etmesini sağlayadursun, şiir, bütünsellik – bağdaşıklık yönüyle insanın, piramidal düzenin dışında yaşamı yeniden yakalamasının merkezini oluşturmada da öndedir.

 

18. Şiirin cinsiyeti, dini, milleti, tanrısı ve yalvacı yoktur. Şiir, kendinden gebe kalan, doğuran, kendine çeken birleşik tek değil midir? Şiir, iman sanatı olmamıştır hiçbir dönemde; kutsal vaade dönüşmemiştir… Bildik uzlaşımların varlığıyla şiir sağlanmaz. Şiir bu dünyaya aittir diyor Veysel Çolak…

 

19. Şiir sözcüğünün kendisi bile, taşkınlıktır, aşırılıktır ve tüm yasalara açıkça meydan okumadır. Hiçbir kuralın ve sınırın şiiri koruduğu görülmemiştir. Şiir yardımsızdır; hiçbir konu yedeğine, biçeme, sese vb. gibi şeylere güvenmez. Olanaklar içinde, belirsizliği ve kuşkuyu önceler; yazarına yaşama tutumunu aşılar böylelikle. Şiir, yönünü insan varlığının tüm koşullarına çevirir. Yaşam onun biricik işlevidir.

 

20. Şiir, her zaman medyatik gösterilere, başıboş tınılara, boşboğazlıklara, kısacası popüler olana sırtını döner. Şiir, kendi okuyucusunu kendi doğurur. Anın yavaşlığı içinde yaşamdır; iyisini ve kötüsünü bu yaşama yığarak verili olanı aşar.

 

21. Şiirin önünde sadece şiir vardır. Şiir tek insansal yaratıştır…

 

22. Büyük şiirin fırınını beslemek için şair, eşyalarını, gerekirse de evini yakmalıdır.

 

23. Varoluşumuzun değişik görünümlerinin adlandırılmasında ve yaşamımıza gerçek değerlerin kazandırılmasında eksiksiz bir bütün olan şiir, hem ölüştür hem de diriliştir. Şiirin evrenle birleşmesinden oluşan insan, ilahi mecburiyetin çok dışında, kendi içindeki kavganın başlamasıyla, yani şiirle değer kazanır. Şiirin yaşamdan uzaklaşması demek verimsiz ocaklarda yitik insan demektir. Şiir insanın olgunluğudur, onurudur…

 

24. Bireyleri birbirinden yalıtarak küçücük odalarda dolaştıran, yeni stres odakları yaratan teknolojinin tam tersine şiir, bireyin iç yaşantılarını, kendi ortamıyla ilişkileri çerçevesinde aktarır. Şiirin biçimlendirdiği ve düzenlediği insan, olgunluk, üstünlük ve süreklilik gösterir. Şiir, insanın kendini ve çevresini değişime uğratmasının evrensel sürecidir. İnsan, şiirle çevresini insanî kılar.

 

25. Şiir sözcüğü bile keşfeden bir sözcüktür. Şiir, dünyayı imar yoludur! Şiir, varlık evidir.

 

26. Şairin sözü doğru yere dokunduğunda, insan kendi gerçekliğini yeniden düşünür.  Varlığın tüm katmanlarını sarsarak emen şair sözü, insanın mutlak yücelik içinde yaşaması gerektiğini görür; insan varlığını, kendi içtenliğinin temeli üzerinde, okşayarak o varlığın içine girer ve insanı sarmalayan kötücül bağlardan insanı özgür kılar. Sonsuz büyüklüğün dekorudur şair sözü. Bu sözü duymayan filozoflara ne yazık!

 

26. Şiir, insan yazgısının içine kapanmaz aksine insan organlarını kemiren mikropları görür ve içimizde öngördüğümüz yazgının yayılımını yok eder.

 

27. Varoluşsal boşluğun kendini gösterdiği maskeler ve kılıflar şiir dengelemesiyle serpilip yayılamaz. Varoluşsal vakuma sızmış ve orada gelişmeyi sürdüren tüm nevrozlar şiir tarafından bakıma alınır. Şiir, yaşamı yatıştırır da diyebiliriz…

 

28. Ufukta, şiirleştirilen insan değil, insanlaştırılan şiir gözükünceye kadar, şair saçını başını yolmaya devam etmeli…

 

29. Şiir, şeyler arasında bir şey değildir; şeyler birbirini belirler ama şiir gerçek anlamda kendini belirleyen bir varlıktır tıpkı insan gibi…

 

30. Şiirin emredilecek ve ısmarlanacak bir şey olmadığını okur anlamalı, şair de…

 

31. Şiirin varlığı başlı başına temsildir; onun varlığıyla yaşam aralıksız döllenir. Böylelikle bağımlılık- şiir diyeceğimiz yeni evrende bilinç, hem görünür hem de düşünür. Şiirin temsili doğası kendisini oluşta gösterir ve insanı her yönüyle dönüştürür. Böylelikle yaşam her şeyin temsili olur.

 

32. Belleğin içinde hapsolmuş zaman parçacıklarının izini işaret eder şiir; belleğin ve zaman gizinin gizli geçitler oluşturarak doğası bozulmuş olan tüm biçimleri içlerine almalarından tiksinir; bu hattı söküp atmak için bağımsız konumlanışını yaşamla iç içe olmasına borçludur şiir… Yaşam şiirle yüzleşmedir; yaşamın omurgasıdır şiir.

 

33. Şiir sürekli devinir, bu devinim yazının tüm alanlarını etkileyecek enerji salgılar. İnsana gitmenin enerjisi de denebilir buna. Şiir sadece insana soyunur. Sözcüğün şiirde döllenişi ve şiirin insana soyunması ütopik itki olarak algılanmamalı; evrensel özün insanla şiiri birleştirmesidir hepsi… Şair, bu süreci tamamlamakla ödevlidir…

 

34. Şiir sözcüğünün kendisi bile, taşkınlıktır, aşırılıktır ve tüm yasalara açıkça meydan okumadır. Hiçbir kuralın ve sınırın şiiri koruduğu görülmemiştir. Şiir yardımsızdır; hiçbir konu yedeğine, biçeme, sese vb. gibi şeylere güvenmez. Olanaklar içinde, belirsizliği ve kuşkuyu önceler; yazarına yaşama tutumunu aşılar böylelikle. Şiir, yönünü insan varlığının tüm koşullarına çevirir. Yaşam onun biricik işlevidir

35. İnsanlaşan insanın soluksuz kaldığı andır şiir. İnsanın limanları, üstleri, yolları şiire açılmalıdır. İçtenliği ve gönüllülüğü önceleyen şiir, insanı kendi olmaya, kendi bireyselliğini yaşamaya yöneltir.

      Bağımlılık- Şiir Bildirgesi ekol düşüncesine, hiçbir şairler grubuna bağlı değildir; tüm karşıt mizaçları, zıt eğilimleri tartışır. Bağımlılık- Şiir Bildirgesi kölelilik olarak algılanmamalıdır; yazınsal bir harekettir.

 

 

 

* İnsanın ihtiyaçlar hiyerarşisinde ilk sıradadır şiir; yaşamın önündedir.

** Bu metin Şiiri Özlüyorum dergisinin Mart-Nisan 2006 tarihli 15. sayısında yayımlanmıştır.

 

 

 

ETİKETLER : manifesto bağımlılık şiir fuat çiftçi şiiri özlüyorum
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer MANİFESTO haberleri
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
Arşiv Arama
- -
Şiiri Özlüyorum - Fuat Çiftçi
© Copyright 2013 nothing.
ŞİİRİ ÖZLÜYORUM
Ana SAYFA
İletişim
Şiiri Özlüyorum Dergisi
Mobil Site
ÖDÜLLÜ ŞİİR KİTAPLARI
Behçet Aysan Şiir Ödülünü Alan Kitaplar
ŞİİR ÖDÜLLERİ
Behçet Aysan Şiir Ödülü
Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü
Kıyı-Ruhi Türkyılmaz Şiir Ödülü
ARKADŞ Z . ÖZGER ŞİİR ÖDÜLÜ
ŞİİR GÜNDEMİ